Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

CAUCASUS

Ufuk Tavkul
u.tavkul@usa.net


| ANASAYFA | YAYINLARI | ÇALIŞMALARI | LİNKLER |

KARAÇAY-MALKAR SOSYO-KÜLTÜREL YAPISINDA NEVRUZ

Dr. Ufuk TAVKUL
Kırım Dergisi, 7 (27), 1999, 36-38.

Giriş:

Karaçay-Malkar Türkleri yüzyıllardan beri, Kafkas Dağları’nın en yüksek zirvesi olan Elbruz dağının (Mingi Tav) çevresindeki yüksek dağlık arazilerde, Kuban, Teberdi, Mara, Baksan (Bashan), Çegem, Çerek gibi ırmakların yukarı kısımlarında yaşamaktadırlar.

Tarihî, antropolojik, arkeolojik ve linguistik araştırmalar Karaçay-Malkarlıların bu bölgede uzun yüzyıllar hakimiyet kuran çeşitli Türk kavimlerinin torunları olduklarını, bazı sosyal tabakalarının çeşitli Kafkas halkları ile karıştıklarını ortaya koymaktadır.

Tarihî araştırmalar Karaçay-Malkar halkının ancak 16. yüzyıldan sonra “Karaçaylı”, “Malkarlı”, “Çegemli” gibi adlarla tarih sahnesine çıktıklarını göstermektedir. Bu yüzyıla kadar Karaçay-Malkar halkını oluşturan etnik unsurlarla ilgili bilgiler yeterince açık değildir. Karaçay-Malkar halkının etnik yapısını oluşturan kavimler arasında Hunlar-Kara Bulgarlar, Alanlar, Hazarlar ve Kıpçaklar gibi eski Türk kavimleri pay sahibidirler.

Karaçay-Malkar halkının Karaçay kolunu oluşturan klanların (urukların) 17. yüzyıla kadar Elbruz dağının doğusundaki Bashan (Baksan) vadisinde yaşadıkları biliniyor. Burada yaşayan Kıpçak kökenli “Karça, Budyan, Adurhay, Navruz, Botaş” ve Abaza-Tatar kökenli “Tram” klanlarının Kabardey Çerkeslerinin baskısı sonucu Elbruz dağının batısındaki Kuban-Hurzuk vadisine göç ettikleri, bu arada kendilerine Kabardeylerden “Tohçuk (Dohşuk)” ve “Tambiy” soylarının da katılmasıyla günümüzdeki Karaçay halkının çekirdeğinin oluştuğu anlaşılıyor.

Karaçaylıların Bashan’dan Hurzuk vadisine göç etmelerinden bir süre sonra Bızıngı’dan gelen “Orusbiy” klanının Bashan vadisine yerleşmesiyle Karaçay-Malkar halkı 17. yüzyıl sonlarında “Karaçaylılar”, “Orusbiyler”, “Çegemliler”, “Holamlılar”, “Bızıngılılar” ve “Malkarlılar” gibi çeşitli zümrelere ayrıldılar. Kafkas dağlarının birbirinden derin boğazlarla ayrılmış altı vadisinde yaşayan Karaçay-Malkar halkını birleştiren etnik isimler kendilerine verdikleri “Tavlu (Dağlı)” ve “Alan” adlarıydı. Güney komşuları Gürcü-Mingreller Karaçay-Malkarlılara “Alani” adını verirlerken, kuzey komşuları Kabardeyler de onlara kendi dillerinde “Kuşha (Dağlı)” adını vermişlerdi.

1864 yılında Kafkasya’nın Rusya’nın eline geçmesiyle birlikte, Ruslar her Kafkas kabilesi için ayrı bir idari sistem kurdular. Bu sırada Karaçay-Malkar halkı da ikiye bölündü. Kuban ırmağının yukarı kısmında Elbruz dağı eteklerinde yaşayan bugünkü Karaçaylılar “Kuban Eyaleti”ne, Orusbiy (Bashan), Çegem, Holam, Bızıngı ve Malkar (Çerek) vadilerinde yaşayanlar “Terek Eyaleti”ne bağlandılar. Rusların Kafkasya’yı işgali ile birlikte 1859-1864 yılları arasında yüz binlerce Çerkes, Abaza, Çeçen, Oset ve Dağıstanlı Anadolu topraklarına göç ettirilmişti. Nihayet 1885 ve 1905 yıllarında Karaçay-Malkar halkının bir bölümü Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Bu göçmenlerin torunlarından yaklaşık 15 bin Karaçay-Malkarlı bugün Türkiye’de, 1500 Karaçay-Malkarlı ise Suriye’de yaşamaktadır.

1917 Bolşevik ihtilali sonrasında Rus işgaline uğrayan Karaçay-Malkarlılar 1943 yılı sonlarına kadar Sovyetlere karşı bağımsızlık mücadelelerini sürdürdüler. Bu arada Kafkaslar’da Sovyetlere karşı çıkarılan pek çok ayaklanmaya önderlik ettiler. Bu mücadeleler sırasında nüfuslarının büyük bir bölümünü kaybettiler. Nihayet İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle “vatan hainliği” ile suçlandılar. 2 Kasım 1943 tarihinde Karaçaylılar, 8 Mart 1944 tarihinde de Malkarlılar yurtlarından çıkarılarak topyekün bir sürgüne ve soykırıma maruz kaldılar. Bu sürgün sırasında toplam nüfuslarının yarısını kaybettiler. Orta Asya ve Sibirya’daki sürgün yerlerinde 14 yıl kalan Karaçay-Malkar halkı 1957 yılında itibarı iade edilerek Kafkasya’daki eski yurtlarına geri döndü. Kafkasya’ya geri dönen Karaçaylılar burada Kabardey, Besleney, Abaza ve Nogay halklarıyla birlikte Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi idaresi altına alındı. Malkarlılar ise Kabardey-Malkar Özerk Cumhuriyeti idaresi altına alındılar. Karaçay-Malkar halkı bugün Kafkasya’da “Karaçayevo-Çerkesya” ve “Kabardino-Balkarya” adlarını taşıyan iki özerk cumhuriyette Rusya Federasyonu’na bağlı olarak yaşamaktadırlar. 1989 yılı nüfus sayımına göre Karaçaylılar 156.140 Malkarlılar ise 88.771 kişidirler.

Karaçay-Malkar Kültüründe Nevruz

Karaçay-Malkar kültüründe “Nevruz” adına rastlanmamakla birlikte, Karaçay-Malkarlılar da yeni yılın başlangıcını 21-22 Mart olarak kabul etmişlerdir. Karaçay-Malkar halk takviminde yılın bölümleri, mevsimler ve aylar çok ayrıntılı bir biçimde birbirlerinden ayrılmışlardır.

Yeni yılın ve halk takviminin başlangıcı olarak Mart ayını kabul eden Karaçay-Malkarlılar baharın başlangıcından önceki günleri şöyle tanımlarlar.

17-25 Aralık günleri arasındaki 9 gün en kısa günler olarak sayılır. Bu günlere “toklu toymaz toguz künle” (kuzu doymaz dokuz gün) adı verilir. Günlerin uzamaya başladığı 22 Aralık günü de bu günlere rastlar. Karaçay-Malkarlılar gün dönümüne “korgazin” adını verirler. Halk inancına göre “korgazin” döneminde hava nasıl olursa 22 Martta yani Nevruz gününde de öyle olur.

22 Aralıktan 25 gün sonra, 17 Ocakta kışın en soğuk dönemi başlar. 40 gün süren bu döneme Karaçay-Malkarlılar “kış çille” adını verirler. Çilleden sonra gelen üç günün adına “sarı tamız” denir. Onun arkasından gelen üç günün adı yoktur. O sebeple bu günlere “atsız künle” (adsız günler) denir. Onun arkasından gelen dokuz güne Baldıracüz adı verilir.

Mart ayı Karaçay-Malkar kültüründe özel bir yer işgal etmektedir. Temel geçim kaynakları hayvancılığa ve küçük ölçülerde tarıma dayanan Karaçay-Malkarlılar baharı büyük bir özlemle beklemişlerdir. Kafkas dağlarının en yüksek ve sarp kısımlarında hayatlarını sürdürmek zorunda olan Karaçay-Malkarlılar için baharın başlangıcı, önlerindeki zorlu ve uzun geçecek olan kış aylarına hazırlık çalışmalarının da başlangıcıydı. Bu sebeple, baharın gelişini ve yeni yılın başlamasını özel törenlerle kutlarlardı. Ancak baharın gelişini kutlayan bu törenlere kendi dillerinde Gollu, Teyri toy, Saban toy, Hardar, Erirey gibi değişik adlar verirlerdi. Nevruz adı onların dillerinde ve kültürlerinde yoktu.

Karaçay-Malkarlılar Mart ayına değişik adlar verirlerdi. Bunlardan biri “Totur ay” idi. Totur Karaçay-Malkar kültüründe avcıların, çobanların ve kurtların tanrısıydı.

Karaçay-Malkarlılar “Totur ay” dedikleri Mart ayının 22’sinde “Teyrini eşikleri açıldı” (Gök Tanrı’nın kapıları açıldı) diyerek bayram yaparlar, baharın gelişini kutlarlardı. Bu adete komşu Kafkas halklarında rastlanmazdı. Totur’un taşı denilen yerde kurbanlar kesip, Totur’un şerefine dans edip, şarkılar söylerlerdi. Daha sonra da “tukum tamada” denilen “soy başkanı” taşa dönüp şöyle dilek dilerdi:

Başıbızda-Kök Teyrisi Üzerimizde -Gök Tanrısı,

Tübübüzde-Cer Teyrisi, Altımızda-Yer Tanrısı,

Ala bizge boluşa Onlar bize yardım eder,

Amanlık etsek-ala bizge uruşa Kötülük yapsak-onlar bizi azarlar

Tilek tiley kelgenbiz Dilek dilemeye geldik

Kabıl etseng süyebiz Kabul etmeni istiyoruz

Baş urabız Toturga Baş eğiyoruz Totur’a

Totur boluş halkınga Totur yardım et halkına

Karaçay-Malkarlılar Süyünç ay (Sevinç ayı) adını da verdikleri Mart ayını üç bölüme ayırırlardı. 1-9 Mart arasındaki günlere “cabalak”, 10-20 Mart arasındaki günlere “cankoz”, 21-31 Mart arasındaki günlere “avuz” adını verirlerdi.

Baldıracüz’den sonra gelen günlere ise şu adlar verilirdi:

Gurt: Böceklerin uyandığı zaman.

Cut: Yeni otların çıktığı zaman.

Kut: Otların büyüyüp yeşerdiği zaman.

Cut adı verilen günler yılın son günleridir. Cut günlerinde Karaçay-Malkarlılar evlerini temizler, elbiselerinin tozlarını silkelerlerdi. Cut günlerinin bu eski şeyleri de beraberinde alıp götüreceğine inanılırdı. Yılın son gününe “cıl avuşhan kün” (yılın değiştiği gün) adı verilirdi. 22 Mart ile birlikte “kut” günleri ve yeni yıl başlardı.Bu Nevruz bayramının da başlangıcıydı.

Gollu” adlı bereket tanrısının şerefine Karaçay-Malkarlılar 22 Mart’ta yaşlı, genç, kadın, erkek ve çocuklar toplanıp, tarlaların bereketli olması dileği ile tarlaların kenarında şölen (toy) düzenlerlerdi. Bu şölende bereket tanrısı Gollu’ya dua ederlerdi. Büyük kazanlarda kurbanların etlerini pişirirler, boza, sıra gibi içkiler içerlerdi. Bütün halk toplandığında içlerinden bir lider seçerler ve ona “töreçi” adını verirlerdi. Töreçi kaval (sıbızgı) çalmada usta bir kişi olurdu. Töreçi kavalıyla melodiler çalmaya başladığında bütün halk kolkola girerek bir daire oluşturur ve dans ederlerdi. Yoruluncaya kadar dans ettikten sonra pişen kurbanlıkların etlerini yerlerdi. Bu şölen sırasında güreş, at yarışı, taş atma gibi yarışmalar da düzenlenirdi.

Yeni yılın yani Nevruzun ilk gününde “cıl avuşdu ögüzge iş tüşdü” (yıl değişti öküze iş düştü) diyerek, o yıl tarlalarını sürecekleri öküzleri işe hazırlayıp, özel bir itina ile beslerlerdi.

Nevruz günlerinde her evde yumurta pişirilirdi. Bu, toprağın zenginliğini sembolize ederdi. Ayrıca ateşle ilgili pek çok inanç ve gelenek de Nevruz günlerinde ortaya çıkardı. Düzenlenen şölenler sırasında büyük ateşler yakılır ve delikanlılar ile genç kızlar ateşin üzerinden atlardı. Eski ocakların ateşlerini yeni ocaklara dağıtarak komşuluk geleneğini sağlamlaştırırlardı.

Kış boyunca çalman adı verilen çitlerle çevrili yerlerde beslenen koyunlar Nevruz günlerinde çitlerin dışına çıkarılarak, yakılan ateşlerin dumanlarının arasından geçirilirdi.

Karaçay-Malkarlılar bahar başında ilk gök gürlediğinde çeşitli şölenler düzenler, bereket tanrılarından dilekler dilerlerdi. Kurban etleri kazanlarda kaynarken, halk kazanların etrafında dönerek bereket tanrısı Çoppa ve yıldırım-şimşek tanrıları Eliya ile Şıbıla’nın şerefine şarkılar söylerlerdi. Onların inançlarına göre bereket de, bolluk da o tanrıların elindeydi.

Baharda gökyüzü kararıp ilk defa gök gürleyip şimşekler çaktığında köydeki kadınlar toplanıp yeni gelinleri ziyaret ederlerdi. Yeni yeşeren otları bir kabın içindeki suya atarlar ve bu suyu gelinlerin üzerine serperlerdi. Gelin de, çocukları da bu yeni yetişen otlar gibi gelişsinler diye dilek dilerlerdi. Gelinler de kadınlara çeşitli hediyeler verirlerdi. Kadınlar bu hediyeleri bir uzun sopaya takıp, iki ucundan iki kadın tutarak diğer evleri dolaşırlardı.

İlk şimşek çakıp yağmur yağdığında evlerin avlularında büyük ateşler yakıp çocukları üzerinden atlatırlardı. İlkbaharda gökyüzünde ilk gök kuşağı belirdiğinde “Teyribiz bersin aş tatuv. Adam da mal da bolmasın bizge açuv” (Gök Tanrımız versin aş-lezzet-insan da, hayvan da bize acı vermesin) derlerdi.

Erirey” eski inanışlara göre Karaçay-Malkarlılar’ın tahıl ve tarlada yetişen mahsüllerin tanrısıydı. Bereketi temsil eden Erirey ile birlikte, yer tanrısı “Davle” şerefine Karaçay-Malkarlılar bahar başlangıcında Çoppa’nın Taşı denilen kutsal taşın yanında “Saban toy” dedikleri bir şölen düzenlerlerdi. Tarla işlerine başlamadan önce Erirey ve Davle adlı tanrılara kurbanlar keser, dualar eder, tarla ve mahsüllerine bereket vermelerini dilerlerdi. “Saban toy” adlı şölen sırasında Çoppa’nın kutsal taşının etrafında dönerek danseder, şarkılar söylerlerdi. Karaçay-Malkarlıların “saban toy”da söyledikleri dualardan (algış) biri şöyleydi:

Cazıbız cavumlu bolsun Baharımız yağmurlu olsun

Küzübüz künlü bolsun Güzümüz güneşli olsun

Kışıbız karlı bolsun Kışımız karlı olsun

Acalıbız sabır bolsun Ecelimiz sabırlı olsun

Istavatla mallı bolsunla Çiftlikler mallı olsunlar

Batmanla ballı bolsunla Kovanlar ballı olsunlar

Egiz-egiz tölü tuvsun İkiz-ikiz nesil doğsun

Segiz-segiz nasıb cavsun Sekiz-sekiz kısmet yağsın

Teyribiz bersin aşhılık Gök tanrımız versin iyilik

Körmeyik barıbız açlık Görmeyelim hiçbirimiz açlık

Kafkas dağlarının sarp ve yüksek kesimlerinde yüzyıllar boyunca dış dünyadan tecrid edilmiş bir biçimde yaşamış olan Karaçay-Malkarlılarda Nevruz adına rastlanmasa da yeni yılın ve baharın gelişi ile ilgili bütün geleneklerin son derece canlı bir biçimde yaşıyor olması, Karaçay-Malkar kültüründeki Nevruz motiflerinin kökeninin yüzlerce yıl önceye dayandığını belgelemektedir. Çin kaynakları iki bin yıl önce Hun Türklerinin 21 Martta baharın gelişini törenlerle kutladıklarını kaydetmektedir. Türk dünyasının hristiyan ve şamanist kesimlerinde de Nevruz ile ilgili geleneklerin binlerce yıllık geçmişi vardır. Günümüzde hristiyan Gagavuz ve Çuvaş Türkleri ile şamanist Yakut Türkleri arasında da Nevruz, kökü binlerce yıl geriye giden gelenekler çerçevesinde kutlanmaktadır.

Karaçay-Malkar sosyo-kültürel yapısında son derece önemli yeri olan Nevruz kutlamaları sırasında Teyri adı verilen gök tanrıdan dilekler dilenmesi ve “saban toy” adı verilen şölenlerin düzenlenmesi doğrudan doğruya eski Türk kültürü ile ilgili unsurlardır ve Karaçay-Malkarlılar arasında Nevruz kutlama geleneğinin binlerce yıllık geçmişine şahitlik etmektedir.

Sayfa Başı