Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

CAUCASUS

Tohçuklanı Ufuk Tavkul
u.tavkul@usa.net


| ANASAYFA | YAYINLARI | ÇALIŞMALARI | LİNKLER |

ESKİ KARAÇAY-MALKAR TOPLUMSAL YAPISININ HALK EDEBİYATINA YANSIYAN İZLERİ

Dr. Ufuk TAVKUL
Kırım Dergisi, 8 (30), Ocak-Mart 2000, 37-40.

 

Toplumsal yapı sürekli değişim içinde olan bir fenomendir. Değişme toplumsal yapının tabiatında vardır. Çağın ve zamanın şartlarına göre toplumsal yapı değişime uğrar. Toplumsal yapıyı oluşturan aile, geleneksel hukuk, din, dil, gelenek ve görenekler zamanın ve çağın getirdiği yeni şartlar karşısında değişime uğrar, yeni çevreye uyum gösterir. Gelişmiş, ileri toplumlarda toplumsal yapının geçirdiği değişim ve aşamaları tâkip etmek kolaydır. Böyle toplumların geçmiş dönemlerinden günümüze ulaşan yazılı kaynaklar, arşiv belgeleri, kitaplar bize toplumsal yapının geçmişteki özelliklerine dair bilgileri ulaştırır. Ancak geçmişte dünyanın gözden uzak bölgelerinde yaşamış olan ve sosyal hayatları ile ilgili yazılı belgeleri bulunmayan küçük toplulukların toplumsal yapılarına dair bilgileri elde edebileceğimiz kaynaklar nispeten daha azdır.

Kafkasya’nın en sarp ve yüksek dağlarla kaplı bir bölgesinde, Elbruz dağı eteklerinde yaşamakta olan Karaçay-Malkarlılar’ın eski toplumsal yapıları ile ilgili kaynaklar oldukça kısıtlıdır. Geçmiş dönemlerde Kafkasya’yı gezmiş olan bir çok gezgin ve misyonerin Kafkasya ile ilgili yazdıkları eserlerde Kafkasya’da yaşamakta olan pek çok halkla ilgili geniş bilgiler yer alırken, Evliya Çelebi de dahil olmak üzere bir çok gezgin ve araştırmacı Karaçay-Malkarlıların yaşadıkları sarp dağlık bölgelere ulaşamamış ve eserlerinde onların adlarını bile zikredememişlerdir.

Karaçay-Malkar halkının toplumsal yapısının taşıdığı özelliklere dair ipuçlarını ve bilgileri elde edebileceğimiz bir kaynak onların halk edebiyatlarıdır. Karaçay-Malkar halk edebiyatı ürünleri, bize eski Karaçay-Malkar toplumunun aile yapısını, dinî yapısını, eski inançlarını, dünya görüşlerini, hayat tarzlarını, komşu halklarla ilişkilerini belgeleyen çok değerli bilgiler ihtiva etmektedir. Karaçay-Malkar halk edebiyatının sosyolojik açıdan incelenip değerlendirilmesi bize onların toplumsal yapıları ile ilgili son derece kıymetli bilgiler verecektir.

Karaçay-Malkar halk edebiyatının bazı ürünleri eski Karaçay-Malkar toplumundaki sosyal tabakalaşmaya dair izler taşımaktadır . XX. yüzyıl başlarına kadar Karaçay-Malkar toplumunda varlığını sürdüren sosyal tabakalaşmanın izleri XXI. yüzyıl başlarında bile toplumda etkisini hissettirmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse eski Karaçay-Malkar toplumu şu sosyal tabakalardan oluşuyordu:

  1.  “Biy” yada “Tavbiy” adını alan prens soyları

  2.  “Çanka” adını alan ikinci derece prens soyları

  3.  “Özden” adını alan ve hür halk tabakasını oluşturan soylar. Bunlar “sırma özden”,“kara özden”, “kara kişi” gibi kendi aralarında alt gruplara ayrılıyorlardı.

  4.  “Azat” adını alan azat edilmiş köle soyları

  5.  “Kul” adını alan ve kendi aralarında “çagar”, “casakçı”, “ülgülü kul”, “başsız kul” gibi alt gruplara ayrılan köle soyları.

Sosyal tabakalara ait statüler doğuştan kazanılıyordu ve sosyal tabakalar arasında bir geçiş mümkün değildi. Bir köle azat edildikten sonra ekonomik açıdan ne kadar güçlü olursa olsun “özden” tabakasına geçemiyor ve “özden” unvanını taşıyamıyordu. Aynı şekilde, özden tabakasına mensup bir kişi ekonomik açıdan ne kadar güçlü olursa olsun prens soyundan gelenlerin taşıdığı “biy” unvanına ve statüsüne sahip olamıyordu. Sosyal tabakalar arasında kimi zaman açık, kimi zaman gizliden gizliye, daima bir mücadele ve sürtüşme mevcuttu. Özellikle soylu ve güçlü ailelerin köle tabakasından gelenlere yaptıkları haksızlıklar Karaçay-Malkar halk edebiyatında pek çok destan ve ağıtın doğmasına vesile olmuştu.

Makalemize örnek olarak aldığımız üç halk edebiyatı örneği bize XX. yüzyıl başlarına kadar Karaçay-Malkar toplumsal yapısında hâkimiyetini koruyan sosyal tabakalaşmanın toplum hafızasındaki güçlü etkisini yansıtmaktadır. Yaşlı Karaçay-Malkarlılar arasında yapılacak olan halk edebiyatı derlemeleri eski Karaçay-Malkar toplumsal yapısının izlerini taşıyan, sosyal tabakalar arasındaki amansız mücadeleyi anlatan halk edebiyatı ürünlerinin varlığını ve sosyolojik değerini ortaya koyacaktır.

Çerek ırmağının yukarı kısımlarında Ullu Malkar bölgesinin prensleri olan Abaylar sülalesinin, köle soyundan gelen Atabiy’e yaptıkları zulmü anlatan destan buna bir örnektir.

Abaylar Malkar’da kendilerinden izin alınmadan halkın silah yaptırmasını yasaklamışlardır. Abaylar’ın köleleri olan Atabiy onlardan izin alarak demirciye küçük bir bıçak yaptırır. Bir gün Abaylar Atabiy’in iki yetişkin kızını cariye olarak satarlar. Bunun acısına dayanamayan Atabiy bir gece gizlice Abaylar’ın mâlikânesine girer ve onlardan iki genci uyurlarken boğazlarını keserek öldürür. Sabah Abaylar’dan iki gencin yataklarında öldürüldüklerini duyan bütün halk Abaylar’a toplanırlar. Atabiy orada halkın önüne çıkarak iki genci kızlarının intikamını almak için kendisinin öldürdüğünü açıklar. Abaylar Atabiy’i ayaklarından iki vahşi ata bağlarlar. Atlar iki ayrı yöne koşturularak Atabiy’in vücudu ikiye bölünür. Halk Atabiy için bir destan söyler. Destanın bazı bölümleri şöyledir:

Karaçay-Malkar Türkçesi:
Türkiye Türkçesi:

Atabiyni eki kızı bar edi

Ekisiça elde aruv az edi

Abayları aman onov aldıla

Sokur Atabiyge buşuv saldıla

Eki kızın birça satıb coydula

Aruv Sırmanı tav artında koydula

Açık süyelirge cetmey karuvu

Kan alırga kaynay edi saruvu

Temirçiden tileb bıçak işletdi

Citi bileb kan alırga ant etdi

Abaylada eki ulan bar elle

Ala bashan cerle kızıl kan elle

Ala kullanı mallanıça satalla

Omak bolub, künden sıra tartalla

Cathan cerlerin Atabiy bilgendi

Keçe arasında üslerine kirgendi

Bıçak bla tartdı bogurdakların

“Endi içigiz kızlarımı hakların”

Kul Atabiy söznü uzak aşırmay

Etgen işin aytdı, korkmay, caşırmay

Abayları eki emilik saylalla

Atabiyni ekisine baylalla

Emilikle ürküb, eki üzdüle

Kalgan kulla da bu cırnı tizdile

 

Atabiy’in iki kızı vardı

İkisi kadar güzel köyde azdı

Abaylar kötü bir karar aldılar

Kör Atabiy’i üzüntüye boğdular

İki kızını beraber sattılar

Güzel Sırma’yı dağ ardında(Svanlar’da) bıraktılar

Karşı koymaya yetmeyip gücü

İntikam hırsıyla kaynıyordu içi

Demirciden dileyip bıçak yaptırdı

Keskin bileyip intikam almaya yemin etti

Abaylar’da iki delikanlı vardı

Onların bastıkları yerler kızıl kandı

Onlar kölelerini hayvan gibi satıyorlar

Şık giyinip, her gün içki içiyorlar

Yattıkları yeri Atabiy öğrendi

Gece yarısı üzerlerine girdi

Bıçakla kesti gırtlaklarını

“Şimdi için kızlarımın parasını”

Köle Atabiy sözü fazla uzatmadan

Yaptığı işi söyledi, korkmadan, saklamadan

Abaylar iki vahşi at seçtiler

Atabiy’i ikisine bağladılar

Vahşi atlar ürküp, Atabiy’i ikiye ayırdılar

Diğer köleler de bu destanı yazdılar

 

“Bekbolat” adlı destanda da sosyal tabakalar arasındaki mücadele konu edilmektedir. Malkar’da Holam bölgesinin prensleri olan Şakmanlar sülalesi hâkimiyetleri altında tuttukları Holam köyü halkına zulmetmektedirler. Halka ağır vergiler koyan Şakmanlar en sonunda halkın namusuna da göz dikerler. Şakmanlar’ın lideri Omar bey, evlenecek genç kızların ilk gecelerini kendisiyle geçireceklerini açıklar. Şakmanlar’ın hâkimiyeti altında yaşayan köle soyundan Mahiyler’in Bekbolat adlı bir genç de evlenmek üzeredir. Omar bey’in bu kararını duyan Bekbolat evleneceği kızın namusunu kurtarmak için Omar bey’i öldürmeye karar verir. Omar bey’in avcılığa düşkün olduğunu bilen Bekbolat, Akkaya denilen yerde bir dağ keçisi sürüsü gördüğünü Omar bey’e bildirir. Omar bey Bekbolat’ın kendisine rehberlik yapmasını ister. İkisi de Akkaya’nın başına tırmanırlar. Dağ keçilerini gösterme bahanesiyle Omar bey’i uçurumun kenarına getiren Bekbolat onu uçurumdan aşağı atar. Şakmanlar’ın Omar bey’in ölümü üzerine halk Bekbolat için bir destan söyler. Destanın bazı bölümleri şöyledir:

 Karaçay-Malkar Türkçesi:
 Türkiye Türkçesi:

Şakmanları Holam elde caşayla

Carlı halknı koy etinley aşayla

Mal semizni saruvekça cutalla

Arbaz tolu karavaşla tutalla

Kelinleni al keçede marayla

Börüleça kelin otovga karayla

Biy Omardı Şakmanlanı başları

Carlılaga tüyüledi kaşları

Kul cigiti küçlü bolad, bek bolad

Allay cigit – Mahiylanı Bekbolat

Akkayada bir tav cugutur makırdı

Omarnı Bekbolat uvga çakırdı

Tavga eltdi tuvraladan kararga

Kaya randa cuguturla mararga

Omar biyden Bekbolat cuguturlanı caşırdı

Artından türtüb Akkayadan aşırdı

Akkayadı ol cuguturlu, tekeli

Kayada kalgandı Omar biyni kekeli

 

Şakmanlar Holam’da yaşıyorlar

Zavallı halkı koyun eti gibi yiyorlar

Etin yağlarını ejderha gibi yutuyorlar

Avlular dolusu köleler tutuyorlar

Gelinlerin ilk gecelerini gözlüyorlar

Kurtlar gibi gelin odasına bakıyorlar

Omar beydir Şakmanlar’ın başları

Fakirlere çatılıyor kaşları

Köle yiğidi güçlü oluyor, sağlam oluyor

Öyle yiğit – Mahiyler’in Bekbolat

Akkaya’da bir dağ keçisi meledi

Omar’ı Bekbolat ava davet etti

Dağa götürdü karşılarından bakmaya

Kaya ovuğunda dağ keçilerini gözetlemeye

Omar beyden Bekbolat dağ keçilerini sakladı

Arkasından itip Akkaya’dan uğurladı

Akkayadır dağ keçili, tekeli

Kayada kaldı Omar beyin saçının perçemi

 

Karaçay-Malkar halk edebiyatının “süymeklik cır” adı verilen aşk şarkıları türünün arasında eski Karaçay-Malkar toplumsal yapısında son derece önemli olan sosyal tabakalaşmanın sert ve tutucu gelenekleri yüzünden birbirlerine kavuşamayan sevgililerin trajik hikâyelerini konu alan örnekler de bulunmaktadır. Karaçay-Malkar toplumunu oluşturan sosyal tabakalar arasında, her tabaka ancak kendi içinden evlenebilmekteydi. Özellikle “özden” adı verilen hür tabaka mensuplarıyla “kul” adı verilen köle tabakası mensuplarının evlenebilmesi hiç mümkün değildi.

XIX. yüzyıl sonu ile XX. yüzyıl başlarında Karaçay’da meydana gelen bir olay özdenler ile kullar arasındaki bu sosyal tabaka farklılığının acıklı sonuna dikkatleri çekmektedir. Bu şarkıya konu olan Akbiyçe ile Ramazan Karaçay’ın Teberdi köyünde yaşamışlardır. Karaçay’ın özden soylarından Bolur soyundan olan Akbiyçe’nin asıl adı Hapizat’tır. Akbiyçe’nin sevdiği delikanlı ise Ramazan adını taşımaktadır. Ramazan köle tabakasına mensup Kurgak soyundandır. İki gencin birbirlerini sevdiklerini anlayan Akbiyçe’nin dayısı Batça soyundan Ünüs yada diğer adıyla Kaçhan, “Köle soyundan gelen birine kız verirsek sonra bu Karaçay’da âdet olur” diyerek onların evlenme isteklerine karşı çıkar. Bir gece Ramazan Akbiyçe’yi kaçırıp Kuban ırmağı kıyısındaki Taşköpür köyüne götürür ve iki genç orada evlenirler. Ancak olayı öğrenen Akbiyçe’nin dayısı Ünüs yanına aldığı atlılarla birlikte Taşköpür köyüne gider ve yeğeni Akbiyçe’yi döve döve alıp gelerek, Teberdi’de evlerine hapseder. Ramazan tekrar Akbiyçe’yi kaçırmak ister fakat başaramaz. Bunun üzerine Batçalar’ın Ünüs (Kaçhan) yeğeni Akbiyçe’yi zehirleyip öldürür. Akbiyçe ile Ramazan’ı anlatan şarkılar halk arasında yayılır. Bunlardan birinin bazı bölümleri şöyledir:

 Karaçay-Malkar Türkçesi:
 Türkiye Türkçesi:

Men bargan edim Ullu Teberdiden

Taşköpür eline konakga

Başım kalgandı, men carlını

Bir tavruh bla comakga

Teberdi ayagına biz da cetgenley

Bir bölek atlı köründü

Alanı körgenley sabiy akılım

Meni tavga, taşha bölündü

Allarında kelgen ana karnaşım

Ol meni sarnatdı, ulutdu

Şıbıla kibik cetib urganlay

Savlay sanlarımı kurutdu

At kamçile çulganıb tiyelle

Çıbıkdan ingiçge belime

Kaytarıb alıb baralla

Meni çıgıb kelgen elime

Kuldu deyle, meni koymayla

Süyüb kelgen erime

Men kelgen edim süyüb caşarga

Kurgaklaga kelinge

Keçele uzun, künle kısha

Atdıralmayma tangımı

Senden süygenim bar ese, Ramazan

Tögeyim cürek kanımı

Aş ornuna men cazıkga

Ölür otnu berdile

Sabiy sanlarımı katdırıb meni

Orundukga kerdile

Kamçile tiygen sanlarımdan

Tınç catalmayma kerilib

Endi ölüb, ketib barama

Ramazan sanga termilib

 

Ben gitmiştim Teberdi’den

Taşköpür köyüne misafir olarak

Başım kaldı, zavallı benim

Bir destan ile hikâyeye

Teberdi’nin ucuna yetiştiğimizde

Bir grup atlı göründü

Onları görünce çocuk aklım

Benim dağa, taşa bölündü

Önlerinde gelen dayım

O beni inletti, bağırttı

Yıldırım gibi yetişip vurunca

Bütün vücudumu felce uğrattı

Kamçılar dolanıp vuruyorlar

Daldan ince belime

Çevirip alıp gidiyorlar

Beni çıktığım köye

Köle diyorlar, beni bırakmıyorlar

Sevip geldiğim kocama

Ben isteyerek gelmiştim yaşamaya

Kurgaklar’a gelin olarak

Geceler uzun, günler kısa

Sabahı edemiyorum

Senden başka sevdiğim var ise, Ramazan

Dökeyim kalbimin kanını

Yemek yerine zavallı bana

Öldürücü zehir verdiler

Genç vücudumu kaskatı edip

Yatağa gerdiler

Kamçıların dövdüğü vücudum yüzünden

Rahat yatamıyorum gerilip

Şimdi artık ölüp gidiyorum

Ramazan sana hasret kalıp

 

Eski Karaçay-Malkar toplumsal yapısında önemli bir yere sahip olan sosyal tabakalaşma ile ilgili hatıralar toplumun hafızasında güçlü bir yer edinmiş ve Karaçay-Malkar halkı arasında günümüze kadar taşınmıştır. Halk edebiyatı ürünlerinin sosyolojik yaklaşımla tahlili, bizim eski toplumsal yapıya dair pek bilgiye ulaşmamızı sağlayacaktır.

 

Kaynakça:

Eski cırla/ Curtubaylanı Hıysa. Mingi Tav, 4 (50), Nalçik 1993.
Karaçay halk cırla.-Moskva, 1969.
Kafkasya dağlılarında hayat ve kültür / Ufuk Tavkul.-İstanbul, 1993.

 

 

Sayfa Başı