Toplumsal
yapı sürekli değişim içinde olan bir fenomendir. Değişme
toplumsal yapının tabiatında vardır. Çağın ve zamanın
şartlarına göre toplumsal yapı değişime uğrar.
Toplumsal yapıyı oluşturan aile, geleneksel hukuk, din,
dil, gelenek ve görenekler zamanın ve çağın getirdiği
yeni şartlar karşısında değişime uğrar, yeni çevreye
uyum gösterir. Gelişmiş, ileri toplumlarda toplumsal yapının
geçirdiği değişim ve aşamaları tâkip etmek kolaydır.
Böyle toplumların geçmiş dönemlerinden günümüze ulaşan
yazılı kaynaklar, arşiv belgeleri, kitaplar bize
toplumsal yapının geçmişteki özelliklerine dair
bilgileri ulaştırır. Ancak geçmişte dünyanın gözden
uzak bölgelerinde yaşamış olan ve sosyal hayatları ile
ilgili yazılı belgeleri bulunmayan küçük toplulukların
toplumsal yapılarına dair bilgileri elde edebileceğimiz
kaynaklar nispeten daha azdır.
Kafkasya’nın
en sarp ve yüksek dağlarla kaplı bir bölgesinde, Elbruz
dağı eteklerinde yaşamakta olan Karaçay-Malkarlılar’ın
eski toplumsal yapıları ile ilgili kaynaklar oldukça kısıtlıdır.
Geçmiş dönemlerde Kafkasya’yı gezmiş olan bir çok
gezgin ve misyonerin Kafkasya ile ilgili yazdıkları
eserlerde Kafkasya’da yaşamakta olan pek çok halkla
ilgili geniş bilgiler yer alırken, Evliya Çelebi de dahil
olmak üzere bir çok gezgin ve araştırmacı Karaçay-Malkarlıların
yaşadıkları sarp dağlık bölgelere ulaşamamış ve
eserlerinde onların adlarını bile zikredememişlerdir.
Karaçay-Malkar
halkının toplumsal yapısının taşıdığı özelliklere
dair ipuçlarını ve bilgileri elde edebileceğimiz bir
kaynak onların halk edebiyatlarıdır. Karaçay-Malkar halk
edebiyatı ürünleri, bize eski Karaçay-Malkar toplumunun
aile yapısını, dinî yapısını, eski inançlarını, dünya
görüşlerini, hayat tarzlarını, komşu halklarla ilişkilerini
belgeleyen çok değerli bilgiler ihtiva etmektedir. Karaçay-Malkar
halk edebiyatının sosyolojik açıdan incelenip değerlendirilmesi
bize onların toplumsal yapıları ile ilgili son derece kıymetli
bilgiler verecektir.
Karaçay-Malkar
halk edebiyatının bazı ürünleri eski Karaçay-Malkar
toplumundaki sosyal tabakalaşmaya dair izler taşımaktadır
. XX. yüzyıl başlarına kadar Karaçay-Malkar toplumunda
varlığını sürdüren sosyal tabakalaşmanın izleri XXI.
yüzyıl başlarında bile toplumda etkisini
hissettirmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse eski Karaçay-Malkar
toplumu şu sosyal tabakalardan oluşuyordu:
-
“Biy” yada “Tavbiy” adını alan prens soyları
-
“Çanka” adını alan ikinci derece prens soyları
-
“Özden” adını alan ve hür halk tabakasını
oluşturan soylar. Bunlar “sırma özden”,“kara özden”,
“kara kişi” gibi kendi aralarında alt gruplara ayrılıyorlardı.
-
“Azat” adını alan azat edilmiş köle soyları
-
“Kul” adını alan ve kendi aralarında “çagar”,
“casakçı”, “ülgülü kul”, “başsız kul”
gibi alt gruplara ayrılan köle soyları.
Sosyal
tabakalara ait statüler doğuştan kazanılıyordu ve
sosyal tabakalar arasında bir geçiş mümkün değildi.
Bir köle azat edildikten sonra ekonomik açıdan ne kadar güçlü
olursa olsun “özden” tabakasına geçemiyor ve “özden”
unvanını taşıyamıyordu. Aynı şekilde, özden tabakasına
mensup bir kişi ekonomik açıdan ne kadar güçlü olursa
olsun prens soyundan gelenlerin taşıdığı “biy”
unvanına ve statüsüne sahip olamıyordu. Sosyal tabakalar
arasında kimi zaman açık, kimi zaman gizliden gizliye,
daima bir mücadele ve sürtüşme mevcuttu. Özellikle
soylu ve güçlü ailelerin köle tabakasından gelenlere
yaptıkları haksızlıklar Karaçay-Malkar halk edebiyatında
pek çok destan ve ağıtın doğmasına vesile olmuştu.
Makalemize
örnek olarak aldığımız üç halk edebiyatı örneği
bize XX. yüzyıl başlarına kadar Karaçay-Malkar
toplumsal yapısında hâkimiyetini koruyan sosyal tabakalaşmanın
toplum hafızasındaki güçlü etkisini yansıtmaktadır.
Yaşlı Karaçay-Malkarlılar arasında yapılacak olan halk
edebiyatı derlemeleri eski Karaçay-Malkar toplumsal yapısının
izlerini taşıyan, sosyal tabakalar arasındaki amansız mücadeleyi
anlatan halk edebiyatı ürünlerinin varlığını ve
sosyolojik değerini ortaya koyacaktır.
Çerek
ırmağının yukarı kısımlarında Ullu Malkar bölgesinin
prensleri olan Abaylar sülalesinin, köle soyundan gelen
Atabiy’e yaptıkları zulmü anlatan destan buna bir örnektir.
Abaylar
Malkar’da kendilerinden izin alınmadan halkın silah yaptırmasını
yasaklamışlardır. Abaylar’ın köleleri olan Atabiy
onlardan izin alarak demirciye küçük bir bıçak yaptırır.
Bir gün Abaylar Atabiy’in iki yetişkin kızını cariye
olarak satarlar. Bunun acısına dayanamayan Atabiy bir gece
gizlice Abaylar’ın mâlikânesine girer ve onlardan iki
genci uyurlarken boğazlarını keserek öldürür. Sabah
Abaylar’dan iki gencin yataklarında öldürüldüklerini
duyan bütün halk Abaylar’a toplanırlar. Atabiy orada
halkın önüne çıkarak iki genci kızlarının intikamını
almak için kendisinin öldürdüğünü açıklar. Abaylar
Atabiy’i ayaklarından iki vahşi ata bağlarlar. Atlar
iki ayrı yöne koşturularak Atabiy’in vücudu ikiye bölünür.
Halk Atabiy için bir destan söyler. Destanın bazı bölümleri
şöyledir:
|
|
|
|
|
|
|
Atabiyni
eki kızı bar edi
Ekisiça
elde aruv az edi
Abayları
aman onov aldıla
Sokur
Atabiyge buşuv saldıla
Eki
kızın birça satıb coydula
Aruv
Sırmanı tav artında koydula
Açık
süyelirge cetmey karuvu
Kan
alırga kaynay edi saruvu
Temirçiden
tileb bıçak işletdi
Citi
bileb kan alırga ant etdi
Abaylada
eki ulan bar elle
Ala
bashan cerle kızıl kan elle
Ala
kullanı mallanıça satalla
Omak
bolub, künden sıra tartalla
Cathan
cerlerin Atabiy bilgendi
Keçe
arasında üslerine kirgendi
Bıçak
bla tartdı bogurdakların
“Endi
içigiz kızlarımı hakların”
Kul
Atabiy söznü uzak aşırmay
Etgen
işin aytdı, korkmay, caşırmay
Abayları
eki emilik saylalla
Atabiyni
ekisine baylalla
Emilikle
ürküb, eki üzdüle
Kalgan
kulla da bu cırnı tizdile
|
Atabiy’in
iki kızı vardı
İkisi
kadar güzel köyde azdı
Abaylar
kötü bir karar aldılar
Kör
Atabiy’i üzüntüye boğdular
İki
kızını beraber sattılar
Güzel
Sırma’yı dağ ardında(Svanlar’da) bıraktılar
Karşı
koymaya yetmeyip gücü
İntikam
hırsıyla kaynıyordu içi
Demirciden
dileyip bıçak yaptırdı
Keskin
bileyip intikam almaya yemin etti
Abaylar’da
iki delikanlı vardı
Onların
bastıkları yerler kızıl kandı
Onlar
kölelerini hayvan gibi satıyorlar
Şık
giyinip, her gün içki içiyorlar
Yattıkları
yeri Atabiy öğrendi
Gece
yarısı üzerlerine girdi
Bıçakla
kesti gırtlaklarını
“Şimdi
için kızlarımın parasını”
Köle
Atabiy sözü fazla uzatmadan
Yaptığı
işi söyledi, korkmadan, saklamadan
Abaylar
iki vahşi at seçtiler
Atabiy’i
ikisine bağladılar
Vahşi
atlar ürküp, Atabiy’i ikiye ayırdılar
Diğer
köleler de bu destanı yazdılar
|
“Bekbolat”
adlı destanda da sosyal tabakalar arasındaki mücadele
konu edilmektedir. Malkar’da Holam bölgesinin prensleri
olan Şakmanlar sülalesi hâkimiyetleri altında tuttukları
Holam köyü halkına zulmetmektedirler. Halka ağır
vergiler koyan Şakmanlar en sonunda halkın namusuna da göz
dikerler. Şakmanlar’ın lideri Omar bey, evlenecek genç
kızların ilk gecelerini kendisiyle geçireceklerini açıklar.
Şakmanlar’ın hâkimiyeti altında yaşayan köle
soyundan Mahiyler’in Bekbolat adlı bir genç de evlenmek
üzeredir. Omar bey’in bu kararını duyan Bekbolat
evleneceği kızın namusunu kurtarmak için Omar bey’i öldürmeye
karar verir. Omar bey’in avcılığa düşkün olduğunu
bilen Bekbolat, Akkaya denilen yerde bir dağ keçisi sürüsü
gördüğünü Omar bey’e bildirir. Omar bey Bekbolat’ın
kendisine rehberlik yapmasını ister. İkisi de Akkaya’nın
başına tırmanırlar. Dağ keçilerini gösterme
bahanesiyle Omar bey’i uçurumun kenarına getiren
Bekbolat onu uçurumdan aşağı atar. Şakmanlar’ın Omar
bey’in ölümü üzerine halk Bekbolat için bir destan söyler.
Destanın bazı bölümleri şöyledir:
|
|
|
|
|
|
|
Şakmanları
Holam elde caşayla
Carlı
halknı koy etinley aşayla
Mal
semizni saruvekça cutalla
Arbaz
tolu karavaşla tutalla
Kelinleni
al keçede marayla
Börüleça
kelin otovga karayla
Biy
Omardı Şakmanlanı başları
Carlılaga
tüyüledi kaşları
Kul
cigiti küçlü bolad, bek bolad
Allay
cigit – Mahiylanı Bekbolat
Akkayada
bir tav cugutur makırdı
Omarnı
Bekbolat uvga çakırdı
Tavga
eltdi tuvraladan kararga
Kaya
randa cuguturla mararga
Omar
biyden Bekbolat cuguturlanı caşırdı
Artından
türtüb Akkayadan aşırdı
Akkayadı
ol cuguturlu, tekeli
Kayada
kalgandı Omar biyni kekeli
|
Şakmanlar
Holam’da yaşıyorlar
Zavallı
halkı koyun eti gibi yiyorlar
Etin
yağlarını ejderha gibi yutuyorlar
Avlular
dolusu köleler tutuyorlar
Gelinlerin
ilk gecelerini gözlüyorlar
Kurtlar
gibi gelin odasına bakıyorlar
Omar
beydir Şakmanlar’ın başları
Fakirlere
çatılıyor kaşları
Köle
yiğidi güçlü oluyor, sağlam oluyor
Öyle
yiğit – Mahiyler’in Bekbolat
Akkaya’da
bir dağ keçisi meledi
Omar’ı
Bekbolat ava davet etti
Dağa
götürdü karşılarından bakmaya
Kaya
ovuğunda dağ keçilerini gözetlemeye
Omar
beyden Bekbolat dağ keçilerini sakladı
Arkasından
itip Akkaya’dan uğurladı
Akkayadır
dağ keçili, tekeli
Kayada
kaldı Omar beyin saçının perçemi
|
Karaçay-Malkar
halk edebiyatının “süymeklik cır” adı verilen aşk
şarkıları türünün arasında eski Karaçay-Malkar
toplumsal yapısında son derece önemli olan sosyal
tabakalaşmanın sert ve tutucu gelenekleri yüzünden
birbirlerine kavuşamayan sevgililerin trajik hikâyelerini
konu alan örnekler de bulunmaktadır. Karaçay-Malkar
toplumunu oluşturan sosyal tabakalar arasında, her tabaka
ancak kendi içinden evlenebilmekteydi. Özellikle “özden”
adı verilen hür tabaka mensuplarıyla “kul” adı
verilen köle tabakası mensuplarının evlenebilmesi hiç mümkün
değildi.
XIX.
yüzyıl sonu ile XX. yüzyıl başlarında Karaçay’da
meydana gelen bir olay özdenler ile kullar arasındaki bu
sosyal tabaka farklılığının acıklı sonuna dikkatleri
çekmektedir. Bu şarkıya konu olan Akbiyçe ile Ramazan
Karaçay’ın Teberdi köyünde yaşamışlardır. Karaçay’ın
özden soylarından Bolur soyundan olan Akbiyçe’nin asıl
adı Hapizat’tır. Akbiyçe’nin sevdiği delikanlı ise
Ramazan adını taşımaktadır. Ramazan köle tabakasına
mensup Kurgak soyundandır. İki gencin birbirlerini
sevdiklerini anlayan Akbiyçe’nin dayısı Batça soyundan
Ünüs yada diğer adıyla Kaçhan, “Köle soyundan gelen birine kız verirsek sonra bu Karaçay’da âdet
olur” diyerek onların evlenme isteklerine karşı çıkar.
Bir gece Ramazan Akbiyçe’yi kaçırıp Kuban ırmağı kıyısındaki
Taşköpür köyüne götürür ve iki genç orada
evlenirler. Ancak olayı öğrenen Akbiyçe’nin dayısı
Ünüs yanına aldığı atlılarla birlikte Taşköpür köyüne
gider ve yeğeni Akbiyçe’yi döve döve alıp gelerek,
Teberdi’de evlerine hapseder. Ramazan tekrar Akbiyçe’yi
kaçırmak ister fakat başaramaz. Bunun üzerine Batçalar’ın
Ünüs (Kaçhan) yeğeni Akbiyçe’yi zehirleyip öldürür.
Akbiyçe ile Ramazan’ı anlatan şarkılar halk arasında
yayılır. Bunlardan birinin bazı bölümleri şöyledir:
|
|
|
|
|
|
|
Men
bargan edim Ullu Teberdiden
Taşköpür
eline konakga
Başım
kalgandı, men carlını
Bir
tavruh bla comakga
Teberdi
ayagına biz da cetgenley
Bir
bölek atlı köründü
Alanı
körgenley sabiy akılım
Meni
tavga, taşha bölündü
Allarında
kelgen ana karnaşım
Ol
meni sarnatdı, ulutdu
Şıbıla
kibik cetib urganlay
Savlay
sanlarımı kurutdu
At
kamçile çulganıb tiyelle
Çıbıkdan
ingiçge belime
Kaytarıb
alıb baralla
Meni
çıgıb kelgen elime
Kuldu
deyle, meni koymayla
Süyüb
kelgen erime
Men
kelgen edim süyüb caşarga
Kurgaklaga
kelinge
Keçele
uzun, künle kısha
Atdıralmayma
tangımı
Senden
süygenim bar ese, Ramazan
Tögeyim
cürek kanımı
Aş
ornuna men cazıkga
Ölür
otnu berdile
Sabiy
sanlarımı katdırıb meni
Orundukga
kerdile
Kamçile
tiygen sanlarımdan
Tınç
catalmayma kerilib
Endi
ölüb, ketib barama
Ramazan
sanga termilib
|
Ben
gitmiştim Teberdi’den
Taşköpür
köyüne misafir olarak
Başım
kaldı, zavallı benim
Bir
destan ile hikâyeye
Teberdi’nin
ucuna yetiştiğimizde
Bir
grup atlı göründü
Onları
görünce çocuk aklım
Benim
dağa, taşa bölündü
Önlerinde
gelen dayım
O
beni inletti, bağırttı
Yıldırım
gibi yetişip vurunca
Bütün
vücudumu felce uğrattı
Kamçılar
dolanıp vuruyorlar
Daldan
ince belime
Çevirip
alıp gidiyorlar
Beni
çıktığım köye
Köle
diyorlar, beni bırakmıyorlar
Sevip
geldiğim kocama
Ben
isteyerek gelmiştim yaşamaya
Kurgaklar’a
gelin olarak
Geceler
uzun, günler kısa
Sabahı
edemiyorum
Senden
başka sevdiğim var ise, Ramazan
Dökeyim
kalbimin kanını
Yemek
yerine zavallı bana
Öldürücü
zehir verdiler
Genç
vücudumu kaskatı edip
Yatağa
gerdiler
Kamçıların
dövdüğü vücudum yüzünden
Rahat
yatamıyorum gerilip
Şimdi
artık ölüp gidiyorum
Ramazan
sana hasret kalıp
|
Eski
Karaçay-Malkar toplumsal yapısında önemli bir yere sahip
olan sosyal tabakalaşma ile ilgili hatıralar toplumun hafızasında
güçlü bir yer edinmiş ve Karaçay-Malkar halkı arasında
günümüze kadar taşınmıştır. Halk edebiyatı ürünlerinin
sosyolojik yaklaşımla tahlili, bizim eski toplumsal yapıya
dair pek bilgiye ulaşmamızı sağlayacaktır.
Kaynakça:
- Eski
cırla/ Curtubaylanı Hıysa. Mingi Tav, 4 (50), Nalçik
1993.
- Karaçay
halk cırla.-Moskva, 1969.
- Kafkasya
dağlılarında hayat ve kültür / Ufuk Tavkul.-İstanbul,
1993.