Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

CAUCASUS

Tohçuklanı Ufuk Tavkul
u.tavkul@usa.net
 


| ANASAYFA | YAYINLARI | ÇALIŞMALARI | LİNKLER |

 

KARAÇAY-MALKAR TÜRKÇESİNDE DEYİMLER


A | B | C | Ç | D | E | G | H | İ | K | M | N | O | Ö | S | Ş | T | U | Ü | Z


C

caga almay etek bermegen: “yaka almadan etek vermeyen”

       (cimri, hasis, pinti)

cagasına caraşhan: “yakasına yakışan”

       (münasip, uygun)

cagasına uşagan: “yakasına uyan/benzeyen”

       (münasip, uygun)

calarıgı bolgan: “yalayacağı olan”

       (zengin, varlıklı)

calından çıgıb örtenge kir-: “isten çıkıp yangına girmek”

       (bir felaketten kurtulup daha büyüğüne uğramak)

calkasın kayır-: “yelesini çevirmek”

       (hoşlanmadığını belli etmek.)

camçısın kebdirmegen, üyüne asuv keltirmegen: “yamçısını kurutmayan, evine bereket getirmeyen”

       (hayırsız adam, faydası dokunmayan adam)

can al-: “can almak”

       (ölmek)

can kazavat etmek: “can savaşı yapmak”

       (uğraşıp didinmek, canla başla yapmaya çalışmak)

can-canın aşa-: “can-canını yemek”

       (çok kızmak, öfkelenmek)

can-canın çayna-: “can-canını çiğnemek”

       (çok kızmak, hiddetlenmek)

candetge ıçhın-: “cennete girmek”

       (refaha kavuşmak)

cangan otdan artha turmagan: “yanan ateşten geri durmayan”

       (cesur, gözüpek, korkusuz)

cangan otha suv kuy-: “yanan ateşe su dökmek”

       (1- münakaşayı yatıştırmak, 2- yapılan işi bozmak.

cangan otnu ışır-: “yanan ateşi körüklemek”

       (kavgayı, münakaşayı alevlendirmek)

canı avru-: “canı ağrımak”

       (acımak, üzülmek)

canı tabanına tigele-: “canı topuğuna inmek”

       (1- çok korkmak, 2- çok sevinmek)

canı temirden: “canı demirden”

       (dayanıklı, güçlü)

canından bol-: “canından olmak”

       (bezmek, bıkmak, usanmak)

canından et-: “canından etmek”

       (bezdirmek, usandırmak)

canından toy-: “canından doymak”

       (usanmak, bıkmak, bezmek, sıkılmak)

canından toydur-: “canına doyurmak”

       (bezdirmek, usandırmak)

canından ülüş et-: “canından pay vermek”

       (çok sevmek, hiçbir şeyini esirgememek)

carasın aşlandır-: “yarasını iltihaplandırmak”

       (eski üzüntüsünü hatırlatmak, eski yarasını deşmek)

carlı üynü kiştigiça: “fakir evin kedisi gibi”

       (güçsüz, zayıf)

carlını carga tıyganlay: “fakiri uçurum kenarına sıkıştırmak gibi”

       (güçsüz bir insanı iyice köşeye sıkıştırmak)

castıgına cılan kir-: “yastığına yılan girmek”

       (yakın akrabadan kötülük görmek)

caşarın caşagan, aşarın aşagan: “yaşayacağını yaşamış, yiyeceğini yemiş”

       (çok yaşayan, uzun ömürlü)

caşav berme-: “hayat vermemek”

       (huzur vermemek, rahat yüzü göstermemek)

caşav colun tavus-: “hayat yolunu tüketmek”

       (ölmek.)

cav kekirib caşagan: “yağ geğirip yaşayan”

       (zengin, varlıklı, bolluk içinde)

cav kekirt-: “yağ geğirtmek”

       (zenginlik içinde yaşatmak)

Cavbermezni cangız tekesinley: “Cavbermez’in(Yağvermez’in) tek tekesi gibi

       (1- bir insanın bütün varlığı, serveti, zenginliği, 2- herkesin tanıdığı, meşhur, ünlü)

cavda cik izlegen: “yağda mafsal arayan”

       (herşeye kusur bulan, bahane bulan)

cavga batıb sütde cuvungan: “yağa batıp sütte yıkanan”

       (zengin, varlıklı, refah içinde)

cavurluk kebdir-: “eğer örtüsünü kurutmak”

       (atı dinlendirmek)

cavuruna katıl-: “yarasına dokunmak”

       (acı söz söylemek, kalbini kırmak, üzmek)

cazgı karça: “bahar karı gibi”

       (bereketsiz)

cekden cuvuk koyma-(iyme-): “şeytandan yakın bırakmamak”

       (söylediği sözden dönmemek, söylediğinde ısrar etmek, söylediğinde inat etmek, başkasının sözüne uymamak)

cel kakdıra aylan-: “rüzgar estirerek dolaşmak”

       (boş gezmek, avare dolaşmak)

cer bla teng bol-: “yerle eşit olmak”

       (yerin dibine geçmek)

cer buz-: “yer bozmak”

       (çok kızmak, öfkelenmek)

cer calagan, el aldagan: “yer yalayan, halkı kandıran”

       (kurnaz, açıkgöz)

cer kab-: “yeri/toprağı yemek”

       (ölmek)

cer kaltası kibik: “yer cebi gibi”

       (alçak, kısa boylu)

cer kanı et-: “yer kanı etmek”

       (yere dökmek)

cer tırna-: “yeri tırnaklamak”

       (çaresizlik içinde kalmak, ne yapacağını bilememek)

cer tübü bla cürügen: “yer altından yürüyen”

       (saman altından su yürüten, kurnaz, hilekar)

cerge karat-: “yere baktırmak”

       (utandırmak, mahcup etmek)

cerge sukganlay et-: “yere sokmuş gibi yapmak”

       (utandırmak, mahcup etmek)

cerge tüş-: “yere düşmek, toprağa inmek”

       (gömülmek, toprağa verilmek)

cerni cukasın kalının bilgen: “yerin incesini kalınını bilen”

       (akıllı, görmüş geçirmiş, fikir sahibi)

ceti tavdan avar kölü bolgan: “yedi dağdan aşacak cesareti olan”

       (gücü yetmese de yapmaya cesareti ve azmi olan)

cetiden cetmişge deri: “yediden yetmişe kadar”

       (yediden yetmişe)

cezi açıl-: “pirinci açılmak”

       (foyası meydana çıkmak)

cezin aç-: “pirincini açmak”

       (açıklamak, foyasını meydana çıkarmak)

cılanbaş: “yılan başlı”

       (kindar, hınç dolu)

cılı koldan et-: “sıcak elle yapmak”

       (işi gecikmeden halletmek)

cılı koldan tındır-: “sıcak elle halletmek”

       (işi zamanında halletmek)

cılkıçı kurukça: “at çobanının kemendi gibi”

       (uzun, uzun boylu)

cılkımdan tay(acir)tut!: “at sürümden tay(aygır) tut!”

       (ne yapacaksan yap, elinden geleni ardına koyma!)

cılkımı sür!: “at sürümü çal!”

       (elinden geleni ardına koyma!)

ciligi cav: “iliği yağ”

       (zengin, varlıklı)

cingirigin kab-: “dirseğini ısırmak”

       (pişman olmak)

cinine tiy-: “cinine dokunmak”

       (kızdırmak, öfkelendirmek)

cinleri kozgal-: “cinleri harekete geçmek”

       (çok kızmak, öfkeli olmak, burnundan solumak)

col ber-: “yol vermek”

       (yardım etmek)

cugutur kulagına cel kakgança: “dağ keçisinin kulağına rüzgar esmesi gibi”

       (aldırmamak, önem vermemek, umursamamak)

culduzu bat-: “yıldızı batmak”

       (ölmek)

culduzu öçül-: “yıldızı sönmek”

       (ölmek)

cuvuk ülüş: “akraba hissesi”

       (dünür)

cügende tur-: “dizginde durmak”

       (birine tabi olmak, boyun eğip yaşamak)

cügenni boşlama-: “dizgini boşlamamak”

       (karar verirken başkasına fikir hakkı tanımamak)

cügensiz atça: “dizginsiz at gibi”

       (huysuz, aksi)

cüregi basıl-: “yüreği bastırılmak”

       (rahatlamak, huzur bulmak)

cüregi biç-: “yüreği biçmek”

       (sevmek, beğenmek, hoşlanmak)

cüregi buzul-: “yüreği bozulmak”

       (üzülmek, kızmak)

cüregi can-: “yüreği yanmak”

       (intikam hissi beslemek)

cüregi carıma-: “yüreği aydınlanmamak”

       (mutlu olmamak)

cüregi carımagan: “yüreği aydınlanmayan”

       (üzgün, bedbin)

cüregi cılın-: “yüreği ısınmak”

       (sevinmek)

cüregi cılınma-: “yüreği ısınmamak”

       (sevinememek, mutlu olmamak)

cüregi eri-: “yüreği erimek”

       (üzülmek, acımak)

cüregi kabından çık-: “yüreği kabından çıkmak”

       (çok korkmak)

cüregi kan tırna-: “yüreği kan tırnaklamak”

       (çaresizlik içinde kalmak)

cüregi karal-: “yüreği kararmak”

       (çok üzülmek)

cüregi kayna-: “yüreği kaynamak”

       (kin duymak, intikam hissi beslemek)

cüregi küy-: “yüreği yanmak”

       (çok üzülmek)

cüregi ornuna kel-: “yüreği yerine gelmek”

       (rahatlamak, huzur bulmak)

cüregi sampal tavuş et-: “yüreği tetik sesi çıkarmak”

       (çok korkmak)

cüregi sın-: “kalbi kırılmak”

       (üzülmek, kalbi kırılmak)

cüregi suvu-: “yüreği soğumak”

       (rahatlamak, ferahlamak)

cüregi şoşay-: “yüreği sakinleşmek”

       (ferahlamak, sakinleşmek, huzur bulmak)

cüregi teşil-: “yüreği çözülmek”

       (içi ferahlamak, gönlü ferahlamak)

cüregi tut-: “kalbi tutmak”

       (kalp krizi geçirmek)

cüregi tüyümçek bol-: “yüreği düğüm olmak”

       (çok üzülmek)

cüregin kabındır-: “yüreğini tutuşturmak”

       (kendini sevdirmek)

cüregin sarı suvga aldır-: “yüreğini sarı suyla doldurmak”

       (açlık ve keder içinde yaşamak)

cüregin suvut-: “yüreğini soğutmak”

       (kalbini rahatlatmak, gönlünü ferahlatmak)

cüregine çançıl-: “yüreğine saplanmak”

       (aklından hiç çıkmamak, aklında yer edinmek)

cüregine tüyrel-: “yüreğine iğnelenmek/bağlanmak”

       (aklından hiç çıkmamak)

cürek cavu kalma-: “yürek yağı kalmamak”

       (gücü tükenmek, güçsüz kalmak)

cürek cavun aşa-: “yürek yağını yemek”

       (heyecanlandırmak)

Sayfa Başı